Pazartesi 2 Şubat 2026 - 18:53
Amerika Bilsin ki Eğer Bir Savaş Başlatırsa, Bu Kez Savaş Bölgesel Olacaktır / Son Fitne Bir Darbeye Benziyordu

Havza / İslam İnkılabı’nın Yüce Rehberi, şu hususun altını çizdi: “İran milleti, kendisine saldıran ve eziyet eden her kim olursa olsun, ona çok sert ve sarsıcı bir karşılık verecektir.”

Havza Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre, Mübarek Fecr On Günü’nün ilk gününde İslam İnkılabı Rehberi, toplumun çeşitli kesimlerinden binlerce kişiyle yaptığı görüşmede 12 Behmen’i (1 Şubat) istisnai ve tarih yapıcı bir gün olarak niteledi. Pehlevi dönemindeki “bireysel, despotik, din karşıtı ve dışa bağımlı” yönetimin; “halk temelli, dine dayanan ve müstekbirlerin zorbalığına karşı duran” bir yönetime dönüşmesine işaret eden Rehber, şu ifadeleri kullandı:

“İran halkı, önceki tüm komplolarda olduğu gibi son Amerikan-Siyonist fitnenin ateşini de küle çevirdi ve gelecekte de millet, Yüce Allah’ın hidayetiyle her türlü hadiseye karşı işini kesin olarak sonuçlandıracaktır.”

Ayetullah el-Uzma Hamaney, Amerika’nın İran’ı yenme çabası ile onurlu İran milletinin bu açgözlülüğe karşı direnişini, İran-Amerika arasındaki 47 yıllık karşıtlığın temel nedeni olarak değerlendirdi ve Amerikalı yetkililerin son açıklamalarına değinerek şöyle ekledi:

“Daha önce de İran halkını korkutmak için tüm seçenekler masada diyorlardı; ancak bilsinler ki bu kez bir savaş başlatırlarsa, bu savaş bölgesel bir savaş olacaktır.”

İnkılap Rehberi konuşmasının başında, 12 Behmen 1357’de (1 Şubat 1979) halkın İmam Humeyni’yi (r.a.) eşsiz ve yekpare karşılamasına işaret ederek şunları söyledi:

“İmam, tüm tehditlere rağmen cesaret ve kudretle Tahran’a girdi; halkın o büyük ve şaşırtıcı karşılamasını yeni bir sistemin kuruluşuna dönüştürdü ve ülkeye ayak bastığı gün monarşik yönetimin yıkıldığını ilan etti.”

İslam İnkılabı Rehberi, bireysel ve despotik bir yönetimin halkın söz sahibi olduğu bir yönetime dönüşmesini ve Pehlevi’nin hedeflediği dine karşı sürecin İslami bir sürece evrilmesini, İmam’ın ve milletin mücadelesinden doğan sistemin iki temel özelliği olarak nitelendirdi ve şöyle devam etti: “Eğer tüm yetkililer görevlerini tam olarak yerine getirmiş olsalardı, yönetim gerçekten bütünüyle dinî bir yapıya kavuşmuş olurdu; ancak genel olarak dinî ve İslami süreçte ilerleme kaydetmiş durumdayız.”

Ayetullah el-Uzma Hamaney, ülkenin gerçek sahiplerine yani millete geri verilmesini ve Amerika’nın İran üzerindeki nüfuzunun kesilmesini, İslam Cumhuriyeti sisteminin bir diğer özelliği olarak niteledi ve şöyle dedi: “Bu özellik, Amerika’yı rahatsız etmiş ve paniğe sürüklemiş; daha o günden itibaren millete ve sisteme düşmanlığa sevk etmiştir.”

Yönetimin halk temelli olmasının boyutlarını açıklarken, millette özgüven ruhunun oluşturulmasına işaret eden İnkılap Rehberi, şunları söyledi: “Bilge İmam, milleti kendi büyük imkânları ve değerleri konusunda bilinçlendirdi; ‘yapamayız' ruh halini, son derece önemli olan ‘yapabiliriz’ inancına dönüştürdü.”

İslam İnkılabı Rehberi, Kaçar ve Pehlevi dönemlerindeki politikaların özbenliğini yitirme ve dışa bağımlılığın sonucu olarak; büyük ve parlak bir medenî ve kültürel geçmişe sahip bir milletin, aşağılanmış ve geri bırakılmış bir topluma dönüştürülmesiyle sonuçlandığını belirtti ve şöyle devam etti: “O dönemde bilim ve teknolojide, siyasette, yaşam tarzında, uluslararası itibarda, bölgesel denklemlerde ve diğer tüm alanlarda geri kalmıştık; ancak İmam Humeyni (r.a.), millete özgüven ruhunu aşıladı ve yönü 180 derece değiştirdi.”

Ayetullah el-Uzma Hamaney, ülkenin çeşitli alanlardaki ilerlemelerini hatırlatarak şunları ekledi:

“Kim inanırdı ki İran milleti bir gün öyle bir noktaya ulaşsın da Amerikalılar onun ürettiği silahları kopyalasın? Bunların tamamı İmam Humeyni’nin (r.a.) umut ve özgüvenin simgesi olarak millette oluşturduğu; özgüven, umut ve yüksek hedefler belirleme anlayışının sonucudur. İmam, bu ruhla halkı çabaya ve harekete geçirdi.”

İnkılap Rehberi, dışarıdan ve içeriden gerçekten son derece habis şeytanların, “İranlı gencin umudu ve geleceği yoktur” şeklindeki telkinlerini hatırlatarak şöyle dedi:

“İranlı genç hem umuda sahiptir hem de azimlidir; geleceği de —sizin gözünüze sokarcasına— inşa edecektir.”

İslam İnkılabı Rehberi, 22 Behmen’i İslam İnkılabı’nın zafer yıldönümü, 12 Ferverdin’i ise milletin oylarıyla İslam Cumhuriyeti’nin tesis edildiği gün olarak hatırlatarak ülkedeki tüm ilerlemeleri 1357 yılının mübarek 12 Behmen (1 Şubat 1979) gününün sonuçları arasında saydı ve şu vurguda bulundu: “Bu büyük günün bereketleri, Yüce Allah’ın lütfuyla devam etmektedir.”

İslam İnkılabı Rehberi, konuşmasının bir diğer bölümünde 18 ve 19 Dey (8-9 Ocak) fitnesinin Amerikan ve Siyonist niteliğine vurgu yaparak, olaylara karışanları “elebaşları” ve “sahadaki unsurlar” olmak üzere iki grupta değerlendirdi ve şunları söyledi: “Birçoğu yakalanmış olan elebaşları, kendi itiraflarına göre yaptıkları eylemler karşılığında para almış, merkezlere nasıl saldıracakları ve gençleri nasıl toplayıp harekete geçirecekleri konusunda eğitim görmüşlerdi; ancak olaylara karışanların bir kısmı da duygusal davranan gençlerdi ki onlarla ciddi bir sorunumuz yoktur.”

İslam İnkılabı Rehberi, ABD Başkanı’nın açıklamalarını son fitnenin Amerikan ve Siyonist kaynaklı olduğunun açık bir göstergesi olarak nitelendirerek şöyle devam etti: “O, açıkça İran halkı dediği bu kargaşa çıkaranlara “İleri gidin, ben de geliyorum.” diyordu. Elbette onların nazarında bu birkaç bin kargaşacı İran halkıydı; ancak ülkenin dört bir yanında 22 Dey’de ( 12 Ocak) meydanlara çıkan milyonlarca insan İran halkı sayılmıyordu!”

Ayetullah el-Uzma Hamaney, İslam Cumhuriyeti’nin yeni düşüncesi ve yöntemi ile bunun dünya zorba güçlerinin çıkarlarıyla çatışmasının, düşmanlıkların sürmesinin temel nedeni olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Bu sebeple, son fitne nasıl ki Tahran’daki ilk fitne değilse son fitne de olmayacaktır ve gelecekte de bu tür olayların tekrarlanması mümkündür.”

İslam İnkılabı Rehberi sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu düşmanlıklar İran milletinin kararlılık, dirayet ve işlere tam hâkimiyetle düşmanı umutsuzluğa sürüklediği ana kadar devam edecektir; biz o noktaya da ulaşacağız.”

Ayetullah el-Uzma Hamaney, son fitneye benzer olaylar ve cinayetlerin daha önce de Tahran’da yaşandığını, örneğin 30 Hordad 1360’ta (20 Haziran 1981) münafıkların maket bıçaklarıyla Besicîlere saldırdığını hatırlatarak şu vurguyu yaptı: “Bu olayların tamamında yabancıların, özellikle de Amerika’nın ve Siyonist rejimin eli açıkça görülmektedir.”

İslam İnkılabı Rehberi, son fitne ve geçmiş yıllardaki olaylarda emniyet güçleri, Besic, Devrim Muhafızları (Sepah) ve diğer birimlerin sorumluluklarını eksiksiz yerine getirdiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Ancak 2009’daki olaylarda olduğu gibi fitnenin ateşini söndüren ve alevleri küle çeviren asıl unsur halkın sahaya inmesiydi. Bundan sonra da ülke için herhangi bir olay ortaya çıkarsa, Yüce Allah bu halkı onunla mücadele için harekete geçirecek ve işi yine halk bitirecektir.”

Ayetullah el-Uzma Hamaney, son Amerikan kaynaklı fitnenin özelliklerini açıklarken ilk özelliğinin kargaşacıların, esnafın protestolarının arkasına saklanması olduğunu belirtti ve şöyle dedi:

“Şehirlere saldırırken kadınları ve çocukları kendilerine kalkan yapan suçlular gibi, fitneciler de haklı ve mantıklı taleplerle sokağa çıkan esnafın arkasına saklandılar ki tanınmasınlar.”

İslam İnkılabı Rehberi sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak feraset sahibi esnaf, kargaşacıların polis merkezlerine saldırmak gibi eylemlerini görünce bu kişilerden ayrıldı ve fitnecileri yalnız bıraktı.”

Ayetullah el-Uzma Hamaney, son fitnenin ikinci özelliğini “yarı-darbe niteliğinde” olması şeklinde tanımlayarak şunları söyledi:

“Bu fitne, dünyanın bazı kesimlerinde de ifade edildiği üzere bir darbeye benziyordu. Bastırıldı; ancak polis merkezlerine, Sepah’a ait merkezlere, bazı devlet kurumlarına ve bankalara saldırılar ile camiler ve Kur’an gibi manevi değerlere yönelik saldırılar ülkenin yönetiminde etkili ve hassas merkezlerin hedef alındığını göstermektedir.”

İslam İnkılabı Rehberi, fitnenin ülke dışından planlanmasını ve uydu verileri gibi çeşitli imkânlardan yararlanılarak içerideki elebaşlarının yönlendirilmesini, Dey ayı olaylarının bir diğer özelliği olarak nitelendirdi ve şu bilgiyi paylaştı:

“Elde edilen bilgilere göre Amerikan yönetiminde etkili bir unsur, İranlı muhatabına CIA ve Mossad istihbarat teşkilatlarının bu olayda tüm imkânlarını sahaya sürdüğünü söylemiştir.”

İslam İnkılabı Rehberi, eğitim almış elebaşlarının “öldürme” ile görevlendirilmesini, kargaşa olaylarının bir diğer özelliği olarak nitelendirerek şunları söyledi:

“Bu talimat doğrultusunda daha fazla can kaybı yaşanması için askerî ve emniyet merkezlerine gelişmiş kişisel silahlarla saldırdılar; güvenlik güçlerinin karşılık vermesiyle ölümler yaşansın istediler. Hatta ölü sayısını artırmak amacıyla, propaganda ile sahaya sürdükleri kendi taban unsurlarına dahi acımadılar ve onları da hedef aldılar.”

İslam İnkılabı Rehberi, kargaşacı elebaşlarının can kaybı sayısını artırmada kısmen başarılı olmasından duyduğu üzüntüyü dile getirerek şunları ifade etti:

“İnsan bu gafil ve dikkatsiz gençler için gerçekten üzülüyor.”

Ayetullah el-Uzma Hamaney, düşmanın can kaybı sayısını olduğundan on kat fazla göstermeye çalıştığına işaret ederek şöyle dedi: “Aslında istedikleri, can kaybının bundan da fazla olmasıydı; buna rağmen mevcut kayıplar bile son derece üzücüdür.”

İslam İnkılabı Rehberi, düşmanın asıl hedefinin ülkenin güvenliğini bozmak olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Güvenlik olmazsa hiçbir şey olmaz: Ne ekmek olur, ne üretim, ne ticaret, ne eğitim-öğretim ve araştırma, ne de bilim ve ilerleme. Bu nedenle ülkenin güvenliğini koruyanların, tüm halk üzerinde yaşamsal bir hakkı vardır.”

İslam İnkılabı Rehberi şu vurguyu yaptı: “Halkı sistemin karşısına dikmek istediler; ancak millet, 22 Dey’de (12 Ocak) milyonlar hâlinde sahaya çıkarak düşmanların ağzına tokadı vurdu ve İran milletinin gerçek yüzünü ortaya koydu.”

Ayetullah el-Uzma Hamaney, yetkililerin bu millete gerçekten kıymet vermesi gerektiğini belirterek şunları ekledi: “Bu fitne, ister tesadüfen ister bilinçli olarak devletin ve yetkililerin ülkenin ekonomik durumunu iyileştirmek için paketler ve yol haritaları hazırladığı bir dönemde ortaya çıktı.”

İslam İnkılabı Rehberi’nin son olarak vurguladığı özellik ise son fitnenin DEAŞ benzeri aşırı şiddet içeren niteliği oldu.

İslam İnkılabı Rehberi, ABD’nin mevcut başkanının ilk seçim döneminde Amerika’nın IŞİD’in kurulmasındaki rolünü itiraf ettiğini hatırlatarak şöyle dedi:

“Son fitnede de Amerikalılar, eylemleri tıpkı IŞİD’e benzeyen bir yapı ortaya çıkardılar. IŞİD, insanları dinsizlik suçlamasıyla vahşice öldürüyordu; bunlar da aynı vahşetle, ancak bu kez dindarlık gerekçesiyle insanları yok ettiler. Olağanüstü bir gaddarlık ve acımasızlıkla insanları diri diri yaktılar, başlar kestiler.”

Ayetullah el-Uzma Hamaney, konuşmasının son bölümünde Amerika ile İran arasındaki kırk yılı aşkın düşmanlığın nedenine değinerek şunları söyledi:

“Bu mesele iki kelimeyle özetlenebilir: Amerika İran’ı yok etmek istiyor; ancak İran milleti ve İslam Cumhuriyeti buna engel oluyor. Gerçekte İran milletinin suçu, Amerika’ya ‘ülkemi yok etmeye kalkışamazsın’ demesidir.”

İslam İnkılabı Rehberi, İran’ın petrol, gaz, zengin madenler ile stratejik ve coğrafi konum gibi çok sayıda cazip özelliğinin, Amerika gibi saldırgan ve yayılmacı bir gücün iştahını kabarttığını belirterek şu vurguyu yaptı:

“Onlar, Pehlevi döneminde olduğu gibi İran’ı yeniden kontrol altına almayı; kaynaklar, petrol, siyaset, güvenlik ve İran’ın uluslararası ilişkileri üzerindeki hâkimiyetlerini geri getirmeyi hedefliyorlar. Asıl düşmanlıklarının nedeni budur; geri kalan sözleri —insan hakları gibi— boş laftan ibarettir.”

İslam İnkılabı Rehberi şu ifadeleri kullandı: “İran milleti, Amerika’nın bu ihtirasları karşısında göğsünü siper ederek dimdik ayakta durmuştur ve durmaya da devam edecektir; onları kötülük yapmaktan ve eziyet etmekten umutsuzluğa sürükleyecektir.”

Ayetullah el-Uzma Hamaney, Amerikalıların savaş tehditlerine ve belirli uçakları kullanmaktan söz etmelerine değinerek şöyle dedi:

“Bu sözler yeni değildir. Geçmişte de defalarca ‘tüm seçenekler masada’ diye tehdit ediyorlardı; bugün de bu zat sürekli ‘filomuzu getirdik’ türünden iddialar ortaya atıyor.”

İslam İnkılabı Rehberi sözlerini şöyle sürdürdü:

“İran milleti bu tür sözlerle korkutulamaz; bu söylemler İran halkını etkilemez. Elbette biz saldıran taraf değiliz, kimseye zulmetmek ya da bir ülkeye saldırmak istemiyoruz; ancak İran milleti, saldırma niyeti taşıyan ve eziyet etmeye kalkışan herkese çok sert bir karşılık verecektir.”

İslam İnkılabı Rehberi son olarak şu uyarıda bulundu:

“Amerikalılar şunu da bilsin ki, bu kez bir savaş başlatırlarsa bu savaş kesinlikle bölgesel bir savaş olacaktır.”

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha